Börklüce Mustafa Padişahlık makamına karşı işlemiş olduğu suçun cezasını daha yeni çekmişti. Mustafa padişah hükümetini ele geçirmeye yeniden teşebbüs etmiştir. Bu olayın kahramanı olan Mustafa, Bayezid’in Ankara Savaşı’nda kaybolan oğlu olduğunu ve sultanlık hakkının da Mehmed’e değil kendisine ait olduğunu iddia ettiğinden Osmanlı tarihçileri buna Düzmece Mustafa adını vermişlerdir.


Bizanslılar tersine buna Düzmece Mustafa’nın gerçekten Bayezid’in oğlu ve Mehmed’in ağabeyi olduğunu iddia etmişlerdir. Ancak her iki tarafında tarafsızlığı tartışılmaktadır. Çünkü Osmanlı tarihçileri Bayezid’in meşru halefi olarak yalnızca Çelebi Mehmed’i tanırlar. Bu bakımdan daima Mehmed’in tarafını tutarak Mustafa’yı yalan dolan ile itham ederler. Bizanslılara gelince onlar kendi imparatorlarının menfaatlerine uygun düşen görüşü benimseyerek, Bizans siyasetinin gerektirdiği şekilde sultanlık hukukunun davacısı olanın haklarının açık olduğunu göstermeye çalışmışlardır.

Her ne olursa olsun Çelebi Sultan Mehmed’in gerçek ya da varsayılan kardeşi kendini Avrupa’da Osmanlı Devleti’nin mirasçısı olarak ilan etmiştir. Sultanlık davacısı Edlak Bey’i Mirce ile Ayaslug ve İzmir valiliğinde bulunmuş ve iki isyanı ile birlikte iki defa suçu bağışlanmış olan Niğbolu valisi Cüneyd tarafından da yardım görerek Balkanları geçmiştir. Teselya’ya girmiştir. Çelebi Sultan Mehmed hızla onun üzerine yürümüştür. Selanik yakınlarında ona yetişmiş ve onu bozguna uğratmıştır. Mustafa ile Cüneyd boğazlanmadan kaçmayı başarmışlardır. Selanik’e kaçmışlardır.

Selanik valisi Demetriyus, Laskari, Leontalyus onlara koruma ve güven sözü vermiştir. Sultan Çelebi’yi kaçakların teslim edilmesi hususunda valiyi uyararak Demettor’un olduğu kadar padişahın da bendesi bulunduğundan bahis ile yanına sığınan bir adamı , sıradan bir köle olsa bile İmparatorundan izin almadıkça teslim edemeyeceği ve Mehmed’in biraderi ve aynı zamanda sülalesinden olan bir şehzade hakkında misafirperverlik görevini bozmayı hiç düşünmeyeceğini bildirmiştir. Müsaade içi İmparatorla görüşeceği sözünü vermiştir.

Padişah bu söz ile yetinmeyip, bizzat Emmanuel’u müracaat ederek isteğini yenilemiştir. İmparator vermiş olduğu cevapta toprağında sığınacak yer bulmak üzere kaçıp gelenleri iade etmenin namuslu bir hükümdarın şanına yakışmayacağından, bunu asla yapamayacağını belirtmiştir. İmparator cevabında ayrıca eğer kendi kardeşi Padişah’a sığınmış olsa idi, onun konukseverliğine zarar vermeksizin kardeşini iade edemeyeceğini ifade ediyordu. Bununla birlikte Mehmed son antlaşmasında kendisinin babaca haklarını tanımış olduğu için Bizans İmparatorluğu tahtında bulundukça ne Mustafa’nın ve ne de Cüneyd’in serbest bırakılmayacağını beyan etmiştir.

İmparator Leontanyus’a da Mustafa ile Cüneyd’i hızla Konstantiniyye’ye göndermesi emrini yollamıştır. Bu emir yerine getirilince Sultan Mehmed kardeşi ile Cüneyd’e ve otuz arkadaşına konut yeme içme ödeneği olarak yıllık 300 bin akçe ödemeyi üstüne almıştır. Bir süre sonra imparator, Mustafa ile Cüneyd’in bir gün Mehmed’e teslim edilmelerinden korkarak İstanbul’dan Limni adasına göndermiştir. Orada Meryem Ana Manastırı’nda sıkı gözetim altında bulundurulmuştur.

Manuel’in Mustafa’yı hapiste tutmaya söz vermiş olduğu Çelebi Sultan Mehmed İstanbul’dan geçerek Asya’ya girmek niyetinde olduğunu imparatora bildirmiştir. Bizans büyükleri bu fırsattan istifade ederek Padişah’ı tevkif etmesini imparatora söylemişlerdir. Fakat bu görüşü reddedilmiştir. Konukseverlik geleneğinin güzel bir örneğini sergilemiştir. İmparator Bizans büyüklerinden büyük çoğunluğunu Padişahı karşılamaya gönderdiği gibi kendi adına hediyeler sunmalarını istemiştir. İmparator ile oğlu Padişahı kadırgalar ile karşılamışlardır. Üsküdar’a doğru giderken imparator ile dostça muhabbet etmişlerdir. Mehmed Asya’da karaya vardığında bir çadıra yerleştirildi. Bütün gün iki hükümdar dostluk ve bağlılıklarını belirttiler.